|
Meryem Suresi 43
Yâ ebeti innî kad câenî minel ilmi mâ lem yetike fettebinî ehdike sırâtan seviyyâ(seviyyen).
1. yâ ebeti : ey babacığım
2. in-nî : muhakkak ki ben
3. kad : oldu
4. câe-nî : bana geldi
5. min el ilmi : (ilimden) bir ilim
6. mâ lem ye`ti-ke : sana gelmeyen
7. fettebi`nî (fe ittebi`-nî) : bundan sonra, öyleyse bana tâbî ol
8. ehdi-ke : seni hidayet edeyim (ulaştırayım)
9. sırâtan : sırat, yol
10. seviyyen : seviyeli, düzgün, doğru (Allah`a ulaştıran)
İmam İskender Ali Mihr : Ey babacığım, muhakkak ki bana, sana gelmeyen bir ilim gelmiştir! Öyleyse bana tâbî ol. Seni, Sıratı Seviye`ye (düzgün, seviyeli, Allah`a ulaştıran yola) hidayet edeyim (ulaştırayım).
Diyanet İşleri : Babacığım! Doğrusu, sana gelmeyen bir ilim bana geldi. Bana uy ki seni doğru yola ileteyim.
Abdulbaki Gölpınarlı : Gerçekten de ata, sence bilinmeyen bir bilgiye sâhip oldum ben, artık bana uy da seni dosdoğru yola ileteyim.
Adem Uğur : Babacığım! Hakikaten sana gelmeyen bir ilim bana geldi. Öyle ise bana uy ki, seni düz yola çıkarayım.
Ahmed Hulusi : "Ey babacığım. . . Kesinlikle sende olmayan ilim, bende açığa çıktı! Bu nedenle bana tâbi ol, seni düzgün yola yönlendireyim. "
Ahmet Tekin : `Babacığım, sana gelmeyen bilgiler, sana verilmeyen ilim bana vahyedildi. O halde bana tâbî ol da, seni doğru, dengeli bir yola, İslâmî hayat tarzına kavuşturayım.`
Ahmet Varol : Ey babacığım! Muhakkak ki bana, sana gelmeyen ilim geldi. Bana uy da seni düzgün bir yola ileteyim.
Ali Bulaç : "Babacığım, gerçek şu ki, bana, sana gelmeyen bir ilim geldi. Artık bana tabi ol, seni düzgün bir yola ulaştırayım."
Ali Fikri Yavuz : Ey babam! Gerçekten bana, sana gelmiyen ilim gelmiştir (Allahı bilmişimdir). O halde, bana uy da, seni doğru bir yola ileteyim.
Bekir Sadak : «Babacigim! Dogrusu sana gelmeyen bir ilim bana geldi. Bana uy, seni dogru yola eristireyim.»
Celal Yıldırım : Babacığım, şüphen olmasın ki ilimden sana gelmiyen bana gelmiştir; onun için bana uy ki seni dosdoğru bir yola götüreyim..
Diyanet İşleri (eski) : `Babacığım! Doğrusu sana gelmeyen bir ilim bana geldi. Bana uy, seni doğru yola eriştireyim.`
Diyanet Vakfi : Babacığım! Hakikaten sana gelmeyen bir ilim bana geldi. Öyle ise bana uy ki, seni düz yola çıkarayım.
Edip Yüksel : `Babacığım, bana, sana gelmeyen bir bilgi geldi. Beni izle de seni düzgün yola ileteyim.`
Elmalılı Hamdi Yazır : Â babacığım emin ol bana ilimden sana gelmiyen hakikat geldi, gel bana uy da seni bir düz yola çıkarayım
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Babacığım, emin ol sana gelmeyen bir ilim bana geldi. Gel bana uy da seni düz yola çıkarayım.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : «Babacığım! Doğrusu sana gelmeyen bir ilim bana geldi. O halde bana uy da, seni doğru bir yola eriştireyim.»
Fizilal-il Kuran : Babacığım, sana ulaşmayan bir ilim, geldi bana, ne olur bana tabi ol da seni dümdüz bir yola çıkarayım.
Gültekin Onan : "Babacığım, gerçek şu ki, bana, sana gelmeyen bir ilim geldi. Artık bana tabi ol, seni düzgün bir yola ulaştırayım."
Hasan Basri Çantay : «Ey atam, bana muhakkak ki sana gelmeyen bir ilim gelmişdir. O halde bana uy da seni dümdüz bir yola çıkarayım».
Hayrat Neşriyat : `Ey babacığım! Muhakkak ki ben (bir peygamberim), ilimden sana gelmeyen (bir hakikat) gerçekten bana gelmiştir! Öyle ise bana tâbi` ol ki seni doğru bir yola eriştireyim!`
İbni Kesir : Babacığım, doğrusu sana gelmeyen bir ilim bana gelmiştir. Öyleyse bana uy da, seni dosdoğru bir yola ileteyim.
Muhammed Esed : "Ey babacığım, gerçek şu ki, senin hiç haberdar olmadığın bir bilgi ışığı ulaştı bana; öyleyse bana uy ki seni dosdoğru bir yola çıkarayım.
Ömer Nasuhi Bilmen : Ey atacığım! Muhakkak ki, ilimden sana gelmeyen, bana gelmiştir. Artık bana tâbi ol, seni bir doğru yola eriştireyim.»
Ömer Öngüt : Babacığım! Sana gelmeyen bir ilim gerçekten bana gelmiştir. O halde bana uy da, seni dosdoğru bir yola ileteyim.
Şaban Piriş : Babacığım, gerçekten bana, sana gelmeyen bir bilgi gelmiştir. Hadi bana uy da seni dosdoğru bir yola ileteyim.
Suat Yıldırım : "Babacığım, sana ulaşmayan bir ilim, geldi bana, ne olur bana tâbi ol da seni dümdüz bir yola çıkarayım"
Süleyman Ateş : "Babacığım, bana, sana gelmeyen bir bilgi geldi; bana uy, seni düzgün bir yola ileteyim."
Tefhim-ul Kuran : «Babacığım, gerçek şu ki, sana gelmeyen bir ilim geldi bana. Artık bana tabi ol, seni düzgün bir yola ulaştırayım.»
Ümit Şimşek : `Babacığım, sana gelmeyen bir bilgi bana ulaşmış bulunuyor. Bana uy ki seni doğru bir yola ulaştırayım.
Yaşar Nuri Öztürk : "Babacığım, bana ilimden, sana ulaşmayan bir nasip geldi. O halde bana uy ki, seni düzgün bir yola ileteyim."
|